Author name: adm in

Beyaz Yakalı Olmak

Aileler, gelecek kaygısı nedeniyle imkânlarını çocukları için seferber ediyor. Tüm dertleri, çocuklarına daha iyi bir gelecek hazırlamak. Bu nedenle yemiyor yediriyor, giymiyor giydiriyor velhasıl ne ihtiyacı varsa yokluk içinde de olsa karşılamaya çalışıyorlar. Bu kaynak ve emekler doğru yönde mi harcanıyor? Bunu sorgulamalıyız artık. Kıt kaynakları ülkenin tüm gençlerini sanat, zanaat ve iş hayatından kopartıp lise ve üniversitelerde okutarak mı harcamalıyız? Bence bu konuların etraflıca tartışılması gerekiyor. Çünkü ülkede neredeyse herkes beyaz yakalı olmayı ve rahat bir hayat sürmeyi hayal ediyor! Oysa ülkenin daha çok mavi yakalıya ihtiyacı var. Ataların, “sen ağa, ben ağa bu ineği kim sağa” diye muhteşem bir sözü var. Ülkemizdeki gençlerin önemli bir kısmı üniversite mezunu ama bu kadar üniversite mezununu beyaz yakalı yapabilecek istihdam alanı yok ve oluşturma imkânı da yok. Ülkemizde 2022-2023 eğitim-öğretim dönemi için orta öğretim öğrenci sayısı genel orta öğretimde 3.293.455 olup mesleki orta öğretimle birlikte bu sayı 6.789.681’i (https://yuzuncuyilgalerisi.eba.gov.tr/galeriler/gecmisten-gunumuze-sayilarla-egitim-1923-2023-50?sayfa=1) bulmaktadır. Devletin harcadığı ciddi paraların haricinde velilerin öğrenci başına en düşük yaklaşık harcaması, aylık 11 bin TL olmak üzere 4 yılda 528.000TL’yi bulmaktadır. Ülkemizde 208 üniversitenin (devlet, vakıf, özel) 3.367 fakülte ve yüksekokulunda 6.950.142 (https://yuzuncuyilgalerisi.eba.gov.tr) öğrenci bulunmaktadır. Devletin ciddi harcamaları haricinde velilerin her öğrenci için en düşük harcaması aylık 15.000TL olmak üzere 4 yılda 720.000TL’yi bulmaktadır. Her yıl 3.5 milyon öğrenci üniversite sınavına giriyor. Yerleşemeyenlerin maddi ve manevi maliyeti ile yerleşenlerin 4-6 yıl boyunca harcadıkları paralar ve fedakârlıklar ciddi boyutlardadır. Bir de bölümünü bitirdikten sonra kendilerini bekleyen işsizlik!… Bu döngü işsizler ordusunu oluşturuyor. Oysa ülkede mavi yakalı ve özellikle ara eleman ihtiyacı oldukça yüksek ve ücretleri de beyaz yakalıları geçmiş durumda! Ama üniversite bitiren hemen herkes beynini masa başı ve kravatlı çalışacağım diye kodladığından iş bulamıyor! Haklı olarak (!) o kadar okuyup emek ve masraf yaptıktan sonra mavi yakalı işçi olmak istemiyor. Okul okuduğu için istese de mesleki becerisi olmadığından kaçınılmaz olarak işsizlik girdabına giriyor. Bu nedenle mutsuz, ülkesine olan sevgisi azalmış ya da bitmiş durumda. Acı olan, özellikle dünyayı sömüren, katliamlar yapan, soykırımcılara destek olan; AB ve ABD’yi umut görmesidir! Ne yazık ki büyük bölümü hüsrana uğruyor! Çözüm Önerim: Orta öğretim zorunlu olmaktan çıkarılmalı ve gençler özellikle mesleki eğitime yönlendirilmelidir. Bununla ülkenin emek ve kaynakları gereksiz heba olmaktan kurtulacak ve gençler daha kolay iş bularak yarınlara daha umutla bakacaklar diye düşünüyorum. *** Ülkemizin nüfus artış hızı alarm veriyor! Nüfus artış hızımız, dünya ortalaması olan %2.1’in de altına düşerek %1.65 seviyesine düşmüştür. Bu oranlar nüfusumuzun hızla yaşlandığını, durağanlaştığını ve yakın gelecekte gerilemeye başlayacağını göstermektedir. Çözüm Önerim: İstihdam arttırılmalı, annelik meslek olarak tanınmalı, evlilik kolaylaştırılmalı, her çocuk için aileye önemli destek sağlanmalıdır (örneğin 1. çocuk için aylık 3.000TL, İkinci çocuk için çocuk başına 4.000TL, 3.çocuk için çocuk başına 5.000TL…). Kamu ve özel sektörde çalışan çocuklu anneler için en az 2 yıl ücretli izin, diğer zamanlar için de işi buna uygunsa uzaktan çalışma vb. yöntemlerle işi kolaylaştırılmalıdır. Ülkemizde genç istihdamın yeteri düzeyde olmaması ve EYT (emeklilikte yaşa takılanlar) gibi yöntemlerle genç yaşta artan emeklilik de alarm vermektedir. SGK verilerine göre her 1.63 çalışana bir emekli düşmektedir (https://www.trthaber.com/haber/ekonomi/turkiyede-1-emekliye-15-calisan-dusuyor-856966.html). Bu durum, sosyal güvenlik sistemini sürdürülebilir olmaktan çıkaracaktır. Oysa ideal olanın, her 5 çalışana 1 emekli düşmesidir ve sistemin sürdürülebilirliği bakımından gereklidir. *** Ülkemizde sayıları tartışmalı olan misafir ya da göçmenlerin, ülkemizin bugününden yarınına alarm düzeyinde tehlike içerdiği pek çok uzman tarafından dile getirilmektedir. Diğer bir yandan TÜİK verilerine göre (2022) ülkemizde kır nüfusu %17.3 iken orta kent %14.8 ve yoğun kent nüfusu %67.9’dur. Bu verilerle şunu anlıyoruz ki ülkemizde çiftçilik yapacak yaşlı, kadın, çocuk, hasta, engelli dahil %17.3 nüfusun varlığı yetersizlik nedeniyle ciddi bir sorundur. Bu boşluğu ve şehirlerdeki işçi ihtiyacı “ne iş olsa yaparım abi” demeleri nedeniyle göçmenlere kalmış durumdadır. Önlem alınmaması halinde demografik olarak göçmenlerin daha büyük sorunlara yol açacağı ancak geri gönderilmesi halinde de sanayi, çiftçilik, hayvancılık gibi pek çok alanda ciddi sorunlar çıkacağı değerlendirilmektedir. Tüm bu sorunlar göz önüne alındığında ülkemizde işsizlik sorunu olduğu ancak aranan kalifiye ya da ara eleman ihtiyacının karşılanamadığı anlaşılmaktadır. İşsizliğin yüksek olduğu her bölge ve ülkede kaçınılmaz olarak “mobbing olguları” ile toplumsal sorunlar tavan yapmaktadır. Ayrıca işsiz kalan gençler, mutsuz olmakla birlikte umudunu başka ülkelerde veya gayri meşru yollarda arıyor olması acilen önlen alınması gereken bir sorundur. Gençler, gittiği ülkelerde ikinci, üçüncü sınıf insan muamelesini görünce adeta rüyadan uyanmış oluyorlar. Yüksek ücret ve rahat bir yaşamı da bulamayınca hazin son yaşayabilmektedir. Liyakat, ehliyet ve adalet ilkeleri hâkim kılınarak bugünden yarına gerçekçi ve çözüm odaklı gelecek projeksiyonu oluşturmalıdır. Yakın gelecekteki ülkemizi bekleyen bölgesel ve küresel sorunların bertaraf edilebilmesi için rahatsız olan her kesimin sorunu ivedilikle çözüme kavuşturularak bütünlük sağlanmalıdır! Şair ve hekim Abdülhak Molla’nın bundan 150 yıl öncesinden adeta bugüne seslenen beytinde; “Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz-ü felâh; hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salâh.” Günümüz Türkçesinde; “bütün devletlerin kurtuluş başarısını bu ibretlik sözde bulur; şayet barış istiyorsan savaşa hazır ol.” İsmail AKGÜN Eğitimci-Yazar Mobbing Eğitim Yardım Araştırma Derneği Genel Başkanı [email protected]

Türkiye Yüzyılında Kadın ve Annelik

Kadın, toplumun temel taşıdır. Toplumun seviyesi ile kadınların seviyesi büyük benzerlik gösterir. Çünkü nesli kadın doğurur ve onun elinde şekillenir. Bu yüzden kadın yücedir ve toplumun temel taşıdır. Binada temel taş ne ise toplum için de kadın o dur. Oynatırsak binayı da toplumu da yıkarız. Binalar da toplumda sarsılmaya devam ediyor! Ülkemizin nüfusu duraklama dönemine girdi. 2100 yılında bile şu anki 85 milyon nüfus seviyesinde olacağı öngörülüyor! Bu büyük felaket anlamına geliyor. Çünkü nüfus yaşlanıyor ve genç istihdam, yaşlı nüfusu yani emeklileri beslemek zorundadır. Bu gidişle sosyal güvenlik sisteminin uzak olmayan bir gelecekte çökeceğini söylemek müneccimlik sayılmaz! Ülkeyi her bakımdan güçlendirmek ve kalkındırmak istiyorsak, kadını merkeze alıp önce onu güçlendirmek zorundayız. Bu cümle ile gözü seveyim derken gözü çıkartalım anlaşılmamalıdır. Zira 6284 sayılı yasa ile kadın beyanı esas alınarak eşlerin evinden uzaklaştırılmaları trajiktir. Bu cümle ile feministler kadına şiddeti ya da cinayetleri savunduğumuzu anlıyorsa akıllarıyla zoru var demektir.  Kadını her türlü şiddetten hatta cinsiyet ayrımı yapmaksızın her türlü canlıyı şiddetten koruyalım ve şiddete sıfır tolerans diyelim. Şiddet uygulayan eşi önce rehabilite edelim. Düzelmiyorsa seri bir şekilde sürüncemeye bırakmadan eşleri ayıralım ve kadının önce can güvenliğini sağlamalı ve ekonomik olarak (ev hanımları) koruma altına alınmalıdır. Özel ve kamu sektörlerinde çalışan kadınların mutlak surette “ev hanımı dahil” istediği yere nakli yapılmalıdır. Şiddet uygulayan eşi de cezasız bırakmayalım. Kadını eğitelim ki onlar da erkekleri eğitsin. Kutsal olan annelik vasfını özel olarak teşvik edelim ama ekonomik, sosyal statü başta olmak üzere her türlü pozitif ayrımcılığı yapalım. Bu destek ve pozitif ayrımcılıklar öncelikle ve özellikle ev hanımlarından başlanmalıdır. Ekonomik yoksunluk nedeniyle anneler çocuklarından, çocuklar da annelerinden ayrı kalmamalıdır. Aile geçinmeye çalışırken başkasına baktırmak zorunda bırakılan çocuklar, bebeklik çağlarından itibaren içine kapanık veya hırçın yetişebilmektedir. Bu travma hayatı boyunca genellikle farklı şekillerde devam etmektedir ve bu durum sağlıklı toplumun önündeki en büyük engellerden biridir. 7 Mayıs 2024 tarihinde Memur-Sen ve Hak-İş Konfederasyonları işbirliğiyle Memur-Sen’in ev sahipliğinde “Türkiye Yüzyılında Kadın Emeği Panel ve Çalıştayı” düzenlendi. Öğleden önce, “Çalışma hayatında ve Sendikal Alanda Kadınların Tarihsel Yeri ve Değişen Rolleri”, “Kadın Çalışanların Özelinde Karşılaştırmalı Mevzuat Uygulamaları” ve “Kadınlara Yönelik Politikalar Bağlamında Uluslararası Uygulama Örnekleri” Panelleri düzenlendi. Yukarıda yazdıklarım, öğleden sonra yapılan çalıştayın genel tartışma konuları olup ortak görüşleri içermektedir. “Çalışma Hayatında Şiddet ve Tacizin Önlenmesi, İş Barışının Sağlanması”, “İş, Aile ve Sosyal Yaşam Uyumu” ve “Mevzuat Uygulamaları, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklarında güzel ve faydalı tartışmalar yapılmıştır. Kadın çok dertli. Haklı da. Özel sektörde ücret farklılıkları, hamilelik ve doğumdan dolayı maruz kaldıkları baskılar; fiziksel, psikolojik/mobbing, ekonomik ve yeni şekli ile dijital baskı yani siber mobbinge maruz kalıyorlar. Kimi zaman kariyerlerine de engel olunuyor. Bizler de çözüm önerilerimizi haykırıyoruz. Sesimizi duydukları zaman çözüme ulaşırız diye umut ediyoruz. Mobbing Eğitim Yardım Araştırma Derneği’nin (MEYAD) Mobbinge İlişkin Çözüm Önerileri 1-Yapısal Düzenlemeler Her türlü atama, liyakat ve ehliyet esas alınarak adalet ilkesi ile yapılmalıdır. Kamu ve özel sektörde iş tanımları açık ve net olmalıdır. Kamu ve özel sektörde yükselme ölçütü; net, objektif ve adil olmalıdır. Yöneticiler, uzmanlıklarının yanı sıra insan yönetimi konusunda özel ve kapsamlı eğitimden geçirilmeli, yönetim anlayışı yerine “YÖNETİŞİM” anlayışı benimsenmelidir. Yöneticiler, teftiş ve denetimin yanı sıra bağımsız ve tarafsız denetim kurumlarınca denetime tabi tutulmalıdırlar (Ombudsmanlık Kurumu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu gibi). 2-Eğitim ve Rehabilitasyon İşe girişte ve her beş yılda bir, oryantasyon ve yenileme eğitimleri kapsamında “Mobbing” eğitimleri zorunlu olmalıdır. Mobbing mağdurları ve ailelerine rehabilitasyon desteği sağlanmalıdır. 3-Şikâyet Mekanizması İşveren ve çalışanlar için etkin, hızlı ve adil şikâyet mekanizması oluşturulmalıdır. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunca, işin uzmanı tarafından objektif, adil ve hızlı incelenmeli ve sonuçlandırmalıdır. 4-Ödüllendirme Mobbing şikâyeti gelmeyen ya da Mobbing ile mücadelede etkin önlemler alan, örnek olan kurumlara ve kurum yöneticilerine ödül verilerek, Mobbing’ siz Kurum Bayrağı verilmeli ya da “İyi Uygulama Örneği” ile ek teşvikler verilerek olayın önemi vurgulanmalıdır. 5-Yasal Düzenlemeler 4857 Sayılı İş Kanunu ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda caydırıcı düzenlemeler yapılmalıdır. Türk Ceza Kanunu kapsamına alınarak hapis cezası öngörülmelidir. MOBBİNG YASASI çıkarılmalıdır. 6-Sivil Toplum Kuruluşları (STK) Kamu (Düzenleyici ve Denetleyici), sorunun çözümüne yönelik “MEYAD” gibi “Bilimsel ve Teknik” sivil toplum kuruluşları ile etkin işbirliği yapılmalıdır. Hayat var oldukça sorunlar da günün şartlarına göre değişken olarak var olmaya devam edecektir. Sihirli cümle şudur; sorunun merkezi neresiyse çözümün de merkezi orasıdır. Yani sorun bizim ise kendi kültürümüze, inanç değerlerimize ve isteklerimize göre tartışma sonucu, vardığımız çözümümüzdür. İthal düzenlemeler ile çözüm olmadı, olmuyor, olmayacak!… İsmail AKGÜN Eğitimci-Yazar Mobbing Eğitim Yardım Araştırma Derneği Genel Başkanı

Ankara’da düzenlenen Sözleşmeli Sağlık Çalışanları Şurası’na katıldık.

4-5 Mayıs 2024 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen Sözleşmeli Sağlık Çalışanları Şurası’na katıldık. MEYAD Mobbing Eğitim Yardım Araştırma Derneği olarak davetlisi olduğumuz şurada mobbingle mücadele konusundaki önerilerimizi paylaştık. Oldukça verimli geçen şuranın mobbing ve işyeri şiddetinin önlenmesi konusunda da yararlı sonuçlar içereceğine inanıyoruz. Şuranın ev sahipliğini yapan Genç Sağlık Sendikası Genel Başkanı Sayın Osman Kaya’ya, şuranın koordinatörlüğünü yapan Genel Sekreter Furkan Ali Çiftçioğlu’na ve programda emeği geçen sendikanın tüm yönetim ekibine teşekkür ederiz.

Yazar İsmail Akgün ile Türkiye’de mobbing ve MEYAD üzerine söyleşisi

Yazar İsmail Akgün ile Türkiye’de mobbing ve MEYAD üzerine söyleşi ATO Congresium’da düzenlenen 20. Ankara Kitap Fuarı’nda Türkiye Yazarlar Birliği standında okuyucuları ile bir araya gelen İsmail Akgün, Türkiye’de mobbing üzerine değerlendirmelerde bulundu. ÖZEL HABER: ALİ DEMİRASLAN 20. Ankara Kitap Fuarı’nda okuyucuları ile bir araya gelen, çalışma hayatı ve mobbing alanında çalışmaları bulunan Yazar İsmail Akgün, Türkiye’de mobbing ve MEYAD üzerine anadolugazete.com.tr’ye özel açıklamalarda bulundu. Yazar Akgün’ü standında ziyaret eden Büyük Anadolu Medya Grup Yönetim Kurulu Başkanı ve Kırşehirli Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KIRSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çetin, kitaplar üzerine sohbet etti. Yazar İsmail Akgün, imzalı kitabını Ali Çetin’e takdim ederek ziyaretlerinden dolayı teşekkürlerini iletti. “TÜRKİYE’YE MOBİNGİ ÖĞRETTİM” Türkiye’de yapılan resmi çalışmalar içerisinde ilk mobbing çalışmasını hazırladığını ifade eden Akgün, “Türkiye’ye mobingi öğrettim.” dedi. Mobbing ile ilgili ilk resmi çalışmayı 23 Ocak 2012’de yaptıklarını belirten Akgün, Türkiye’de mobbing ve çalışma hayatına dair ulusal ve yerel medyada birçok çalışmasının yayınlandığını aktardı. “MOBBİNG EĞİTİM YARDIM ARAŞTIRMA DERNEĞİ (MEYAD)’I KURDUK” Akgün, 2015 yılında merkezi Ankara’da olan Mobbing Eğitim Yardım Araştırma Derneğini kurduklarını söyledi. Akgün, temsilcilikler konusunda da bilgi vererek İstanbul, İzmir, Antalya, Düzce, Kırıkkale, Erzurum’da temsilcilikleri bulunduğunu ve Kars Temsilciliğinin de kuruluş aşamasında olduğunu ifade etti. “Temel Amacımız, insan ve ülke odaklı çalışmalardır.” diyen Yazar İsmail Akgün, sözlerine şöyle devam etti: “İnsana yaraşır işyerleri, çalışma barışı, verimli ve kaliteli üretim ile ülke ekonomisine daha büyük katkı yapılabileceğine inanıyoruz. Mobbingi kavramsal olarak ülkemize öğretmeyi başardık ancak mobbingin yaygınlığı ve yasal düzenlemelerin eksikliği nedeniyle özellikle ve ısrarla Mobbing Yasası çıkmalı diye düşünüyoruz.”

MEYAD ERZURUM TEMSİLCİLİĞİ KURULDU

Mobbingle mücadele için durmaksızın çalışıyoruz. Çalışmalarımızı temsilcilikler, üyeler ve gönüllülerimizce ülkemizin her noktasına taşıyarak hep birlikte çalışıyoruz. İstanbul, İzmir, Antalya, Kırıkkale ve Düzce temsilciliklerimize 22 Mart 2024 tarihi itibarıyla yenisini ekledik. MEYAD ERZURUM temsilciliği çalışmalarına başlamış ve elinden geleni yaparak insan ve ülke odaklı çalışacağına inanıyor ve güveniyoruz. Birlikte güçlüyüz diyerek temsilcimize başarılar diliyoruz. “Toplumsal bilinçlenme, toplumsal uzlaşı ve çalışma hayatına katkı için çalışıyoruz.

MEYAD İFTARDA BULUŞTU

Mobbing Eğitim Yardım Araştırma Derneği geleneksel iftar buluşmasını ÇASGEM Sosyal Tesisinde gerçekleştirdik. Yönetim, denetim, üye ve gönüllülere açık olan iftar buluşması sıcak bir ortamda olması tüm katılımcıların memnuniyetini sağladı. MEYAD Genel Başkanı İsmail AKGÜN, son bir yılda yapılan çalışmaları ve gelecekte yapmayı düşündükleri çalışmalar hakkında bilgilendirmede bulundu. Kurucu üye ve yönetim kurulu üyesi Kadir TOMAS, “çalışmaların toplumda olumlu karşılık bulması sevindiricidir” dedi. YKÜ Zahide ÇAKIR, “son bir ay içerisinde, çalışma hayatında kadın paneli, kadınlar dost meclisi buluşması ve iftar programı ile hem üyelerimize hem de çalışma hayatına katkı yapmaktan mutluluk duyuyorum” dedi. Denetleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Fazlı ERDOĞAN, “tüm çalşmaların ortak akıl ile şeffaf bir şekilde yapılmasından dolayı tebrik ve teşekkür ediyorum” dedi. DKÜ Dr. Mehmet BOZKUŞ ve Şengül GEZER’de çalışmaların toplumsal bilinçlenmeye, toplumsal uzlaşı ve çalışma hayatına katkı yapmasına hizmet etmesi gurur verici olduğunu ve memnuniyetlerini ifade ettiler. Program katılımcıların memnuniyeti ile sona erdi.

MEYAD Tarafından Dünya Kadınlar Günü Dost Meclisi Buluşması Yapıldı

Mobbing Eğitim Yardım Araştırma Derneği “MEYAD KADINLAR GÜNÜ DOST MECLİSİ BULUŞMASI” Ankara Hamamönü Adıyamanlılar Vakfı’ında büyük bir katılımla gerçekleşti. Gecenin yıldızı her zaman olduğu gibi ünlü halk ozanı ve saygıdeğer ağabeyim Koşasazlı Aşık Selahattin Dündar , şair Songül Dündar hocam , yazar ve bestekar Kezban Eldemir, eğitimci Haydar Öztürk, şair Vedat Güneş ,muhteşem fıkralarıyla Arif Temir ,Prof.Dr. Aysun Karabulut , Prof. Dr. Fazlı Erdoğan, İstanbul’dan gelen e. Yönetim Kurulu Üyemiz Suat ve Sevim Bağcı çifti gibi pek çok kişi katılarak geceye özel değer kattılar. Saz, söz, şiir ve fıkralarla keyifli bir gece yaşadık. Vali Sn. Halil Işık Bey her programımızda olduğu gibi onur konuğumuzdu. Türkiye’nin lezzeti Adıyaman çiğköftesi ikramıyla program sona erdi. Program organizatörü MEYAD YKÜ Derya Zahide Çakır hanımefendiye, ikramlar sponsoru MEYAD üyemiz Sn. Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut Rektörümüze, ev sahipliği için Vakıf müdürü Sn. Yasin Fırat’a, efsane çiğköfte lezzzeti için büyük emek sarf eden Mustafa Bozan beyefendiye çok teşekkür ederiz. Bir gece de olsa insanları mutlu etmek çok güzel. Zira mutluluk dalga dalga yayılarak büyür. Herkesin her daim mutlu olması dileklerimizle…

ÇALIŞMA HAYATINDA KADIN VE MOBBİNG PANELİ

Mobbing Eğitim Yardım Araştırma Derneği (MEYAD) Genel Başkanı İsmail AKGÜN, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Ötüken Öğrenci Topluluğu ile birlikte 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle paydaş olarak panel düzenlemekten dolayı son derece mutlu olduk. Panel yöneticisi Prof. Dr. Fazlı ERDOĞAN MEYAD Denetleme Kurulu Başkanı ve AYBÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Konuşmacılar: Prof. Dr. Aysun Bay KARABULUT, Doç. Dr. Canan ERDOĞAN, MEYAD Genel Sekreteri Dr. Fatih SEYRAN ve MEYAD Genel Başkanı İsmail AKGÜN. Dernek olarak kadınların yılda bir gün değil her gün ve her an değerli ve Allah’ın erkeklerle birlikte yarattığı yüce bir varlık olarak görüyoruz. Şairin tanımlamasına göre de “…O benim kollarım, bacaklarım, başımdır. Yavrum, annem, karım, kız kardeşim, hayat arkadaşımdır.” Dolayısıyla kadın erkekle birlikte her biri birer elmanın yarısı gibidir. Birlikte bir bütün olurlar ve hayat birlikte anlam bulur. Kadın toplumsal yaşantıda ve özellikle çalışma hayatında önemli zorluklarla karşılaşmaktadır. Panelde farklı başlıklarda konuştuk ve birlikte çözüm önerilerinde bulunduk. Kadınlar yasal hakları olan hamilelik, doğum izni, süt izni ve çocuğunu yetiştirmek için ücretsiz izin hakkını kullanırken bile ciddi zorluklarla karşılaşabilmektedirler. İşyerlerinde belirli bir süre ve sistematik olarak yapılan psikolojik baskıların mobbing olduğunu, teknolojik yöntemlerden sosyal medya, e-mail gibi anlık paylaşımlar yoluyla da yıldırma davranışlarının yapıldığını, bunların da teknolojik yıldırma/siber mobbing olduğunu ve tüm bu davranışların yasal olarak da suç teşkil ettiğini söylemek isterim. Bu durumda olan kadın çalışanlar başta olmak üzere tüm çalışanlara dernek olarak teknik destek veriyoruz ve bu desteklerden dolayı da hiçbir ücret talep etmiyoruz. Doğu Türkistan ve Gazze başta olmak üzere dünyanın her neresinde olursa olsun yapılan soykırım, katliam ve savaşlarda en çok kadın ve çocuklar zarar görmektedir. Dünyanın gözü önünde soykırım yapan ve ona destek veren herkesi lanetliyoruz. MEYAD’ın her zaman ve her yerde “zalime karşı, mazlumdan yana” tavır alan bir sivil toplum örgütü olduğunu dünyaya ilan ediyoruz. 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN. “Toplumsal bilinçlenme, toplumsal uzlaşı ve çalışma hayatına katkı için çalışıyoruz.” Dernek olarak kadınların yılda bir gün değil her gün ve her an değerli ve Allah’ın erkeklerle birlikte yarattığı yüce bir varlık olarak görüyoruz. Şairin tanımlamasına göre de “…O benim kollarım, bacaklarım, başımdır. Yavrum, annem, karım, kız kardeşim, hayat arkadaşımdır.” Dolayısıyla kadın erkekle birlikte her biri birer elmanın yarısı gibidir. Birlikte bir bütün olurlar ve hayat birlikte anlam bulur. Kadın toplumsal yaşantıda ve özellikle çalışma hayatında önemli zorluklarla karşılaşmaktadır. Panelde farklı başlıklarda konuştuk ve birlikte çözüm önerilerinde bulunduk. Kadınlar yasal hakları olan hamilelik, doğum izni, süt izni ve çocuğunu yetiştirmek için ücretsiz izin hakkını kullanırken bile ciddi zorluklarla karşılaşabilmektedirler. İşyerlerinde belirli bir süre ve sistematik olarak yapılan psikolojik baskıların mobbing olduğunu, teknolojik yöntemlerden sosyal medya, e-mail gibi anlık paylaşımlar yoluyla da yıldırma davranışlarının yapıldığını bunların da teknolojik yıldırma/siber mobbing olduğunu ve tüm bu davranışların yasal olarak da suç teşkil ettiğini söylemek isterim. Bu durumda olan kadın çalışanlar başta olmak üzere tüm çalışanlara dernek olarak teknik destek veriyoruz ve bu desteklerden dolayı da hiçbir ücret talep etmiyoruz. Doğu Türkistan ve Gazze başta olmak üzere dünyanın her neresinde olursa olsun yapılan soykırım, katliam ve savaşlarda en çok kadın ve çocuklar zarar görmektedir. Dünyanın gözü önünde soykırım yapan ve ona destek veren herkesi lanetliyoruz. MEYAD her zaman ve her yerde “zalime karşı, mazlumdan yana” tavır alan bir sivil toplum örgütü olduğunu dünyaya ilan ediyoruz. 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN. “Toplumsal bilinçlenme, toplumsal uzlaşı ve çalışma hayatına katkı için çalışıyoruz.”

Öz Sağlık İş Sendikası’nın yeni merkezinin açılış törenine katıldık

Öz Sağlık İş Sendikası’nın yeni merkezinin açılış töreni ve 10. Kuruluş Yıldönümüne MEYAD Yönetim Kurulu Başkanı İsmail AKGÜN ve Genel Sekreter Dr. Fatih SEYRAN ile birlikte katıldı. Çalışma hayatı ve üyeler için gurur kaynağı olacak bir açılışa tanıklık ettik. ÇSGB Bakanı Sayın Prof. Dr. Vedat IŞIKHAN ve Bakan Yardımcısı Sn. Ahmet AYDIN, Hak-İş ve Memur Sen Genel Başkanları ile birlikte birçok davetli tarafından açılış kurdelesi kesildi. Akşamında da gala yemeği ile muhteşem bir program gerçekleştirildi. Öz Sağlık İş Sendikası’nın işçi sendikaları arasında ülkemizin 3.büyük sendikası olması gurur duyulacak bir durum. MEYAD Ailesi olarak MOBBİNGSİZ çalışma hayatına verdikleri destek ve işbirliği için özellikle teşekkür ediyor ve başarılar diliyoruz.

MERHAMET VE EMEK Ödül Törenine katıldık

MEYAD Genel Başkanımız İsmail AKGÜN Başkent Postası tarafından 5.si düzenlenen “MERHAMET VE EMEK” Ödül Törenine katıldı. İnsani davranışlara örnek olan ve öne çıkan kişilere ödül takdimi toplumda ve dünyada azalan ve SİYONİSTLERİN yaptığı SOYKIRIMA vicdan ve merhamet örneği olmasını umarız. Bu zalimlere sessiz kalan yönetici ve insanlara ders olmasını diliyoruz. Program sonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı gibi pek çok görevleri yapmış Sn. Murat BAŞESGİOĞLUNA MEYAD BÜLTEN takdim edilerek MEYAD ve faaliyetleri hakkında bilgi sunuldu. Ayrıca soykırıma karşı dimdik duran sanatçı Sn. Murat KEKİLİ’ye de insanlığın vicdanı olmaya çalıştığı için tebrik ve takdirlerimizi sunduk.

Scroll to Top